Çincede “evlenmek” 结婚 diye söylenir, kelimesi kelimesine “evliliği bağlamak”. 婚 karakteri kadını, 女, ve alacakaranlığı, 昏 , bir araya getirir: eski sözlükler gelini almaya akşam karanlığında gidildiğini açıklar. Ama 昏 sesi de verir ve iki rolden hangisinin önce geldiğini söyleyemem. En öğretici olanı, Çincenin eşlerin her birine ayırdığı iki fiildir. Kadın 嫁 : 女 ile 家, yani ev, yan yana ⟶ kadın kocasının evine gider. Erkek 娶 : “almak” anlamındaki 取, 女 karakterinin üstünde ⟶ kız alır. Bu yüzden 她嫁给了他, “ona vardı”, yani kadın erkeğe, ve 他娶了她, “onu aldı”, yani erkek kadını denir; asla tersi söylenmez. Kelime dağarcığı, genç kadının ailesini bıraktığı bir dünyanın izini taşır: Akrabalık sayfasında gördüğümüz o 外 “dışarı” dünyasının.
Eşinizden söz ederken her şey üsluba bağlıdır. 丈夫 ve 妻子 yansızdır. 老公 ve 老婆 , “yaşlı bey” ve “yaşlı hanım”, gündelik kelimelerdir, yeni evliler arasında bile (buradaki “yaşlı” sevgi belirtir, kırıcı değildir). 爱人 , kelimesi kelimesine “sevilen kişi”, Çin Halk Cumhuriyeti’nde eşlerden birini anlatmak için yerleşti; ama dikkat, Tayvan’da daha çok bir sevgiliyi, hatta gizli bir ilişkiyi akla getirir. Evli bir Çinli kadının kendi soyadını koruduğunu da not edin: kâğıtlarında kocasının soyadı yoktur, gerçi ona çoğu zaman kocasının adıyla 王太太, “Wang Hanım”, denir.
Eskiden insan eşini pek seçmezdi. Evlilik bir 媒人 , yani çöpçatan aracılığıyla yapılır ve 门当户对 , “kapıları ve kanatları birbirine denk” ⟶ dengi dengine aileleri birleştirmesi gerekirdi. Bir de ay altındaki ihtiyar 月老 vardı: müstakbel eşlerin ayak bileklerini daha doğdukları anda kırmızı bir iple bağladığı söylenirdi. 相亲 , görücü usulü tanışma, ortadan kalkmadı: Şanghay’da, Halk Parkı’nda, kaygılı anne babalar her hafta sonu bekâr çocuklarının bilgilerini asar. 催婚 , birini evlenmesi için sıkıştırmak, Çin Yeni Yılı’nda doruğa çıkar (İlkbahar Festivali sayfamıza bakın): o günlerde bütün aile neden hâlâ evlenmediğini sorar. 剩女 , “artakalan kadın” kelimesi işte bu havada, aşağı yukarı yirmi yedi yaşını geçmiş bekâr bir kadın için ortaya çıktı. Kelime acımasız. Yasaya göre ise evlendirme dairesine bir kez uğrayıp 领证 , yani “belgeyi teslim almak” yeter; belge de küçük kırmızı bir cüzdandır.
Düğün günü her şey kırmızı, her şey çifttir. 囍 karakteri, 双喜 , “çifte mutluluk”, kapılara ve pencerelere yapıştırılır. Bir efsaneye göre onu, sınavları kazandığı gün evlenen 王安石 icat etmiş; ama ben bu efsaneyi ne ise o olarak görüyorum: güzel bir hikâye. “Düğüne gitmek” denmez, 喝喜酒 , “sevinç içkisini içmek” denir ve konuklar ellerinde 喜糖 , düğün şekerleriyle dönerler. Eski ritüel, 拜堂 , üç eğilmeden oluşur: göğe ve yere, anne babaya, sonra da eşlerin birbirine. Bugün pek çok gelin gün içinde kıyafet değiştirir: sabah kırmızı bir Çin elbisesi, akşam beyaz gelinlik, 婚纱 (yas rengi olan beyazın kabul görmesi zaman aldı).
Evlilik hayatının kendi şakaları vardır. Karısının sözünden çıkmayan kocaya 妻管严 , “karısının sıkı denetimindeki” denir; bu söz 气管炎 , yani bronşit, ile neredeyse aynı okunur: yalnızca ilk hecenin tonu değişir. Kelime oyunu o kadar bilinir ki bir arkadaş için “bronşit olmuş” demek bütün sofrayı güldürmeye yeter. Ayrılığa gelince, anlaşmalı 离婚 , boşanma, de yine aynı dairede halledilir. Buna karşılık 2021’den beri Medeni Kanun, eşlere başvurularını onaylamadan önce otuz günlük bir düşünme süresi koyuyor: 离婚冷静期 , “sakinleşme dönemi”.
Çocuk sahibi olmak uzun süre bir devlet meselesiydi. 1980’den 2015’e kadar tek çocuk politikası, Hayatın evreleri sayfasında sözü edilen 独生子女 kuşağını doğurdu; ikinci çocuğa, 二胎 , herkes için ancak 2016’da, üçüncüsüne 2021’de izin verildi. Yine de pek çok genç çift yalnızca bir çocuk istiyor, hatta hiç istemiyor: bunlar 丁克 , İngilizce DINK (double income, no kids) kısaltmasından alınma bir kelime. Baskı ise çok eskilere uzanır. Mencius, 孟子 , şöyle derdi: 不孝有三,无后为大, “evlatlık görevine aykırı üç davranıştan en ağırı soy bırakmamaktır”. Günümüz bilginleri 无后 ifadesinin tam anlamını tartışıyor, ben bu tartışmaya girmeyeceğim. Ama Çinli anne babaların aklında kalan tam da bu okuma oldu.
Eğitimde hırsı iki atasözü özetler: 望子成龙 , “oğlunun ejderha olmasını ummak”, ve 望女成凤 , “kızının anka kuşu olmasını”. Anlatılana göre Mencius’un annesi üç kez taşınmış, 孟母三迁 : önce bir mezarlığın, sonra bir pazarın yakınından ayrılmış, en sonunda bir okulun yanına yerleşmiş. Yeni kelimeler daha kaba. Bir 虎妈 , “kaplan anne”, çocuklarını durmadan zorlar (kelime, Amy Chua’nın 2011’de çıkan kitabıyla yayıldı). 鸡娃 , 打鸡血 ifadesinden gelir: 1960’larda insana yeniden güç verdiği sanılan tavuk kanı iğneleri ⟶ çocuğa etkinlik dopingi yapmak. Karşı uçta 散养 , “gezen tavuk usulü yetiştirme”, çocuğun nefes almasına izin verir. Ben şahsen iki aşırılıktan da sakınırım: fazla zorlanan öğrenci bıkar, hiç zorlanmayan öğrenci ilk zor karakterde durur.
Her zamanki gibi bu kelimeler gündelik dile taşar. 宠 , “şımartmak”, 宠物 kelimesini vermiştir, “şımartılan şey” ⟶ evcil hayvan. 惯 , “her şeye göz yummak”, aynı zamanda alışkanlığın karakteridir, 习惯: 惯坏了 bir çocuk, kötü alışkanlıklar edinmesine göz yumulmuş bir çocuktur. İki yemek adında çifti bile taşır: Kanton’un 老婆饼 çöreği, “karının çöreği”, ve Sichuan’ın 夫妻肺片 yemeği, anlatılanlara göre 1930’larda Chengdu’lu bir karı kocanın sattığı baharatlı sığır eti dilimleri (genelde içinde akciğer yoktur). Çöpçatan ise bir tiyatro oyunundan çıkmadır: 红娘 , 西厢记 oyununda, “Batı Köşkü”nde, hanımının aşk işlerini ayarlayan hizmetçidir.
Bu sayfa, dedeleri, nineleri, amcaları, dayıları, kuzenleri ve evlilikle gelen akrabaları bulacağınız Akrabalık sayfasının devamıdır. Tanışmalar, aşk ve kavgalar “İlişkiler” alt kategorisinde yer alacak. Her şeyin bir zamanı var.
Sayfadaki herhangi bir karaktere tıklayın: yazım sırası, çizimin yönünü veren okla birlikte çizgi çizgi görünür.
Kullanım kılavuzu: her kelime kendi düzeyini taşır. ① temel olan, ② yaygın olan, ③ ayrıntılı olan. ① ile başlayın: eşinizi ve çocuklarınızı anlatmaya şimdiden yeterler. ▶ düğmesi telaffuzu verir, bir karaktere tıklamak ise yazım sırasını açar.
Karı ve koca
koca
karı, eş (kadın)
koca (gündelik)
karı, hanım (gündelik)
eş (kadın ya da erkek)
karı koca, evli çift
hanımefendi; birinin hanımı
eşler (özenli dil)
karı koca (gündelik)
karı, hanım (gündelik, kuzeyde)
yaşlı karı koca
eski koca
eski karı
Evlenmek
evlilik (birlik)
evlenmek, kocaya varmak (kadın için)
evlenmek, kız almak (erkek için)
bekâr
evlenme teklif etmek
nişanlanmak
nişanlı (erkek)
nişanlı (kız)
görücü usulü tanışma
evlilik cüzdanı
resmen evlenmek (kelimesi kelimesine “belgeyi teslim almak”)
çöpçatan, görücü
birini evlenmesi için sıkıştırmak
başlık parası, damat ailesinin verdiği nişan hediyeleri
gelinin çeyizi
yıldırım nikâhı
“evde kalmış kız” (otuzlarında bekâr kadın, aşağılayıcı)
Düğün günü
düğün, nikâh töreni
damat
gelin
gelinlik
düğün şekeri
balayı
sağdıç
nedime
düğün fotoğrafları
düğün ziyafeti (kelimesi kelimesine “sevinç içkisi”)
düğüne gitmek (kelimesi kelimesine “sevinç içkisini içmek”)
çifte mutluluk (囍)
göğün, yerin ve anne babanın önünde eğilmek (evlilik ritüeli)
gerdek odasında yeni evlilere şakalar yapmak
Birlikte yaşam ve dağıldığında
boşanmak; boşanma
gündelik hayatı sürdürmek, birlikte ev geçindirmek
evlilik yıl dönümü
altın evlilik yıl dönümü
karısından korkmak
ayrı yaşamak
yeniden evlenmek
tek ebeveynli aile
karısının sıkı denetimindeki koca (气管炎, yani bronşit ile kelime oyunu)
bilerek çocuk yapmayan çift (İngilizce DINK’ten)
eşini aldatmak (kelimesi kelimesine “raydan çıkmak”)
metres, “üçüncü kişi” (gündelik)
yeniden kurulmuş aile, üvey aile
çocukların velayeti
Çocuk sahibi olmak ve büyütmek
çocuk yapmak, çocuk istemek
büyütmek, beslemek
çocuklara bakmak
yetiştirmek, bakmakla yükümlü olmak (çocuk)
evlat edinmek
ev hanımı
dadı, ev yardımcısı
üvey anne (gündelik)
evde çocuklarıyla ilgilenen anne (kendi seçimiyle)
çocuklara bakan baba
üvey baba (annenin ikinci kocası)
üvey anne (babanın ikinci karısı)
ikinci çocuk
öz, biyolojik (çocuk, ebeveyn)
doğumdan sonraki ilk ay için tutulan yardımcı
Çocuk eğitimi
veli (bir öğrencinin anne babası)
eğitmek; eğitim
ilgilenmek, kontrol altında tutmak (çocuk)
övmek, takdir etmek
azarlamak, eleştirmek
sıkı, katı
harçlık
aile terbiyesi; özel öğretmen
şımartmak, nazlı büyütmek
şımartmak, (bir çocuğun) her şeyine göz yummak
ödüllendirmek; ödül
aşırı şımartmak (kelimesi kelimesine “sevgiye boğmak”)
cezalandırmak; ceza
veli toplantısı
ev kuralları
terbiye etmek, sıkı disiplin altında tutmak
dövmek ve azarlamak (cezalar)
aile ruhu, aktarılan değerler
Bugün anne babalar ve çocuklar
baba sevgisi
anne sevgisi
yanında olmak, eşlik etmek
iletişim kurmak, konuşmak
anne baba ve çocuk (etkinlik, ilişki)
“kaplan anne”, çok talepkâr
çocuğu sonuna kadar zorlamak (kelimesi kelimesine “çocuğa tavuk kanı iğnesi yapmak”)
özgür bırakarak büyütmek (kelimesi kelimesine gezen tavuk gibi)
dede ve ninelerin verdiği eğitim
“boş yuva”da yalnız kalmış yaşlı anne babalar
anne babasının sırtından geçinen yetişkinler (kelimesi kelimesine “yaşlıları kemirenler”)
ana kuzusu
Deyimlerde ve atasözlerinde evlilik ve çocuklar
saçlar ağarana dek birlikte yaşlanmak
yüz yıllık uyum (düğün dileği)
çabucak bir oğlunuz olsun (düğün dileği)
dengi dengine aileler (kelimesi kelimesine “kapıları ve kanatları denk”)
birbirine misafirmiş gibi saygı göstermek
yatağın başında kavga, ayak ucunda barış
horoza varan horozun, köpeğe varan köpeğin peşinden gider
oğlunun ejderha olmasını ummak
kızının anka kuşu olmasını ummak
Mencius’un annesi üç kez taşındı (oğlunu iyi yetiştirmek için)
sert baba, şefkatli anne
dünyadaki bütün anne babaların yüreği ne dokunaklı
Gündelik kelimelerde evlilik ve çocuklar
evcil hayvan (kelimesi kelimesine “şımartılan şey”)
fark etmez, ne olursa olsun
(bir davranışa) katlanamamak
(bir alışkanlık) edinmek
ders; birine akıl vermek
çöpçatan kadın; aracı
ay altındaki ihtiyar, evlilik tanrısı
“karının çöreği” (Kanton tatlısı)
“karı kocanın akciğer dilimleri” (Sichuan yemeği)
suçu başkasının üstüne atmak (kelimesi kelimesine “belayı başkasına gelin etmek”)
Örnek cümleler
Kocam doktor.
Eşin ne iş yapıyor?
Gelecek ay ablam evleniyor: düğününe gideceğim.
Gelin bugün ne kadar güzel!
Oğluma her hafta yirmi yuan harçlık veriyorum.
Öğretmen kızımı övdü.
Geçen yıl boşandılar.
Çocuk istiyor musunuz?
Karım evde sigara içmeme izin vermiyor.
Annesi onu her gün evlenmesi için sıkıştırıyor.
Kız arkadaşına evlenme teklif etti, o da hemen evet dedi.
Bugün pek çok gelin sabah kırmızı bir Çin elbisesi, akşam beyaz bir gelinlik giyiyor.
Babaannem çocuklara bakmamıza hep yardım etti.
Onu çok şımartıyorsun: böyle giderse kaprisli bir çocuk olacak.
Yirmi yıldır evliler ve hâlâ birbirlerini çok seviyorlar.
Bu hafta sonu veli toplantısına gideceğim.
Bugün pek çok genç çift yalnızca bir çocuk istiyor.
Boşandıklarından beri çocuk annesiyle yaşıyor.
Bazı köylerde başlık parası yüz bin yuanı aşıyor.
Çocuklara dede ve nine bakınca, onları çoğu zaman anne babalardan daha çok şımartıyorlar.
Karısından korkuyor: arkadaşları onunla dalga geçip ona “kılıbık” diyor.
Mencius’un annesi oğlunun eğitimi için üç kez taşındı.
Dünyada çocuğunu sevmeyen anne baba yoktur.
Bugün pek çok genç evlenmek istemiyor, çocuk sahibi olmayı ise hiç istemiyor.
Evlatlık görevine aykırı üç davranıştan en ağırı soy bırakmamaktır.


