Köylüye 农民 , köye, kırsala 农村 , tarıma 农业 denir: hepsi 农 karakterinden çıkar. Tarla ise 田 olur ve karakter açıklama gerektirmez: bir parça toprak ve çevresindeki setler. Onu erkek anlamındaki 男 içinde buluruz: güç 力, üstünde de tarla 田; bir de 苗 , yani filizde: bir tarlanın üstünde ot. Ağaçlar ve çiçekler sayfası tarlanın kenarında duruyordu. Bu sayfa tarlaya giriyor.
Türkçe de burada üç ayrı söz kullanır: çeltik, pirinç, pilav. Bitki 水稻 ya da 稻子 adını alır ve çeltik tarlasında, 稻田 içinde yetişir. Kabuğu ayıklanmış tane 米 olur. Pişince de 饭 (bkz. Pirinçten tatlıya). Bir Çinli bu üçünü asla karıştırmaz; 米 ile söylenen “pirinç ekmek” onu gülümsetir. Buğdayda da durum aynıdır: tarlada 小麦 , öğütülünce 面 .
Buğday ile pirincin sınırı Qinling Dağları ile Huai Irmağı’nın çizgisini izler; kalorifer sınırı da aynı çizgidir (bkz. Hava durumu): kuzeyde buğday, darı ve mısır, güneyde pirinç (3. cümle). “Beş tahıl”, 五谷 , yalnızca Kuzey’in hesaba katıldığı bir çağdan kalmadır. Liste metinden metne değişir (pirinç kimi zaman vardır, kimi zaman yoktur, kenevir de öyle); hangisinin doğru olduğuna karar vermeye kalkışmayacağım. Bugün bu söz düpedüz bütün tahılları anlatır, 五谷丰登 deyiminde olduğu gibi.
种 karakterine dikkat: iki okunuşu vardır. Üçüncü tonla, , tohum ve tür demektir: 这种蘑菇, “bu tür mantar” (4. cümle). Dördüncü tonla, , ekmek, dikmek demektir: 种地 , 种田 , 种植 . Araziler 亩 ile ölçülür: bir mu hektarın on beşte biridir, aşağı yukarı 667 metrekare. 一亩三分地 , “bir mu ve onda üç”, buradan gelir: herkesin efendisi olarak kalmak istediği küçük alan. Söylendiğine göre, imparatorun yılda bir kez Pekin’de kendi eliyle sürdüğü tarla bu büyüklükteydi.
Çinli öğrencilerin hepsi, Tang dönemi şairi 李绅 Li Shen’in köylülerin çilesi üzerine yazdığı iki dörtlüğü ezbere okur (21. ve 22. cümleler). İkincisi 粒粒皆辛苦 ile biter, “her tane emektir”; çocuklara kâselerini bitirmeleri bu dizeyle öğretilir. Mesleğin kendisi yedi karaktere sığar: 面朝黄土背朝天, yüz sarı toprağa, sırt göğe dönük. Pek çok kişi bu duruşu bırakıp şehre gitti (13. cümle).
Pirinçten söz edilir edilmez bir ad anılır: 袁隆平 (1930-2021), hibrit çeltiği, 杂交水稻 , 1970’lerde geliştiren ziraatçı (19. cümle). Öldüğünde binlerce kişi Changsha’ya çiçek bırakmaya geldi. Bir ziraatçı için bu şaşırtıcı gelebilir. Ama onun kuşağının açlığı yaşadığını ve 民以食为天, “halk için yemek gökyüzüdür” sözünün boş bir söz olmadığını hatırlamak gerekir.
Okumuşlar ise toprak işlemezdi. Öğrencisi Fan Chi kendisine tarımı öğretmesini isteyince, Konfüçyüs bu işi yaşlı bir köylünün daha iyi yapacağını söyler: 吾不如老农 (25. cümle, bkz. Konfüçyüs Söyleşileri’nin 13. Bölümü). Sonra, öğrenci çıkınca, ona küçük adam der. 陶渊明 Tao Yuanming ise görevinden ayrıldıktan sonra denemiştir. Sonucu övünmeden bildirir: fasulyeleri seyrektir, ot ise pek güzel büyümektedir (23. cümle).
İlaçlara geçelim. 药 , ilaç, ot anahtarının altında yazılır: ilaç her şeyden önce bir bitkidir. Köylülerin piri eczacıların da piridir. 神农 , “Kutsal Çiftçi”, insanlara tarımı öğretmiş, sonra da etkilerini öğrenmek için otları birer birer tatmış, derler (24. cümle). Bir günde yetmiş zehir: efsane nasıl dayandığını söylemez. Çok sonra, Ming döneminde, 李时珍 yirmi yedi yılını 本草纲目 adlı eseri yazmaya verdi; eser bin dokuz yüze yakın maddeyi anlatır (20. cümle). 本草, kelimesi kelimesine “ot temelli”, farmakopenin eski adıdır. Çin tıbbının geri kalan söz varlığı Tedavi olmak sayfasındadır.
Yiyecek ile ilaç arasındaki sınır keskin değildir, Çinliler de bunu söyler: 药食同源 . Goji meyveleri termosta demlenir (10. cümle), kurutulmuş mandalina kabuğu, 陈皮 , çorbaya koku verir, yavşan otu, 艾草 , beşinci ayda kapıya asılır (14. cümle). Adlar çoğu zaman birer imgedir. Hanımeli, 金银花 , “altın ve gümüş çiçeği”dir, çünkü beyaz açar, sonra sararır. Melekotu, 当归 , “dönmeli” diye okunur (birkaç açıklama dolaşıyor, hangisinin doğru olduğunu bilmiyorum). Ginsenge, 人参 , gelince, o insan biçimli köktür. Dikkat edin, 参 burada diye okunur, diye değil; ikincisi 参加 kelimesindeki okunuştur.
Mantarlar için üç söz vardır: şapkalı olanlar için 菇 , odun üstünde yaprak yaprak büyüyenler için 耳 , yani “kulak” (银耳 , “gümüş kulak”), bir de bilgince terim olan 菌 ; Yunnanlılar bütün yabani mantarlarına bu adı verir. Her yaz 野生菌 mevsimi orada pazarları ve hastaneleri doldurur (12. cümle). En tuhafı 冬虫夏草 , “kışın kurt, yazın ot”tur: Tibet Platosu’nda bir tırtılın üstünde büyüyen ve onu mumyalayan bir mantar. Kimi yıllar altından pahalıya satıldı. 灵芝 ise resimlerin ve heykellerin ölümsüzlük mantarıdır. Bugün kapsül olarak satılıyor.
Toprak ve ilaçlar gündelik dile de yol bulmuştur. Köy kokan şey 土气 , yani taşralı işidir; ama sade konuşan bir yönetici 接地气 , “toprağın nefesine değer”. Ay sonunda “toprak yenir”, 吃土 . Borsada küçük yatırımcılar biçilen ve yeniden biten frenk soğanıdır: 割韭菜 . Saçmalayan kişi “yanlış ilaç içmiştir”, 吃错药 . İş işten geçince de 后悔药 , yani pişmanlık ilacı diye bir şey olmadığı hatırlatılır. Hiçbir eczane satmaz.
Sayfadaki herhangi bir karaktere tıklayın: yazım sırası, çizimin yönünü veren okla birlikte çizgi çizgi görünür.
Kullanım kılavuzu: her kelime kendi düzeyini taşır. ① temel olan, ② yaygın olan, ③ ayrıntılı olan. ① ile başlayın: kırdan söz etmeye, bir tarlada yetişenlerin adını söylemeye ya da farmakopenin birkaç bitkisini tanımaya şimdiden yeterler. ▶ düğmesi telaffuzu verir, bir karaktere tıklamak ise yazım sırasını açar.
Mantarlar
mantar toplamak
zehirli
toplamak, koparmak
zehir; zehirli (madde)
zehirli mantar
yabani mantarlar
enoki (“altın iğne mantarı”)
tremella (“gümüş kulak”)
reishi mantarı, lingzhi
zehirlenmek
trüf mantarı
matsutake mantarı
aslan yelesi mantarı (“maymun başı mantarı”)
mantarlar (grup olarak)
kordiseps (“kışın kurt, yazın ot”)
Şifalı bitkiler
nane
yenebilen yabani otlar
şifalı bitki
Çin tıbbının şifalı bitkileri
ilaç ham maddesi
meyan kökü
yavşan otu, pelin
sarısabır, aloe
hanımeli (“altın ve gümüş çiçeği”)
lotus tohumu
şifalı ot toplamak
güneşte kurutmak
Çin melekotu
kurutulmuş mandalina kabuğu
çivit otu kökü
safran
kocakarı ilacı
geven kökü (astragalus)
notoginseng
keşiş meyvesi
güçlendirici, besleyici
“harareti gidermek”, serinletmek
yiyecek ile ilaç aynı kaynaktan gelir
Li Shizhen
Shennong, Kutsal Çiftçi
Tarlalar ve ekinler
tarla
sebze tarlası, bostan
çiftlik
çeltik (bitki)
çeltik tarlası
buğday tarlası
tarım arazisi
ekinler
soya fasulyesi
buğday (tane, bitki)
tarlalar
çeltik (tarladaki)
teras tarlalar
sera (naylon örtülü)
ekilebilir arazi; toprağı sürmek
şeker kamışı
kolza
toprak
verimli, bereketli
su altındaki tarla
tarım bitkileri
mu (667 m²)
buğday başağı
Tarla işleri
toprağı ekip biçmek
çalışmak (kol gücüyle)
ekmek, dikmek
bol hasat
traktör
zararlı böcek
korkuluk
tarlada çalışmak, çiftçilik yapmak
(ürünü) kaldırmak
ekin biçmek
ürün, rekolte (alınan sonuç)
güz hasadı
tarla işleri
tarlaya gitmek
çapa
kimyasal gübre
çeltik sapı, pirinç samanı
çeltik fidesi dikmek
orak
verim
sulamak
bahar sürümü
saban; sabanla sürmek
tarım aleti
tarlada yoğun iş mevsimi
hibrit çeltik
tahıl ambarı
Kır ve köylüler
köylü, çiftçi
tarım
kır, köy
kırsalda yaşayanlar
köy evi
köy pansiyonu ve sofrası (agroturizm)
yaşlı köylü
rençper, çiftçi (eski söz)
Yuan Longping
“üç kırsal mesele”
Deyimlerde tarlalar ve ilaçlar
beş tahıl bol ürün verir
ilkbaharda ekmek, sonbaharda biçmek
kütüğün başında tavşan beklemek (armut piş, ağzıma düş)
emek vermeden biçmek
her derde deva ilaç
suyu değiştirip ilacı değiştirmemek (eski tas eski hamam)
tek tane bile ürün alamamak
toprağı inceden inceye sürmek, özenle ekip biçmek
yeşil sarıya yetişmiyor: yeni ürün öncesi darlık
göğe bakıp karın doyurmak: havaya bağlı olmak
zırhı çıkarıp tarlaya dönmek
kendi küçük tarlası: kendi çöplüğü
yüz sarı toprağa, sırt göğe dönük
Shennong yüz otu tadar
Gündelik kelimelerde tarlalar ve ilaçlar
taşralı, demode
yetiştirmek, eğitmek
sürüp çapalamak: çok çalışmak
(bitki) yetiştirmek; (birini) yetiştirip kollamak
“toprağın nefesine değmek”: halka yakın olmak
“toprak yemek”: meteliksiz kalmak
“frenk soğanı biçmek”: küçük yatırımcıyı yolmak
pişmanlık ilacı
yanlış ilaç içmiş olmak: saçmalamak
mantar bulutu
atletizm
Örnek cümleler
Dedem köylüdür.
Köyün havası şehrinkinden daha iyidir.
Kuzeyliler buğday, güneyliler çeltik eker.
Bu mantar zehirli, yenmez!
Büyükannem sebze tarlasına çok mısır ekti.
Ginseng çok ünlü bir Çin ilacıdır.
Sonbahar geldi, köylülerin hepsi tarlada çalışıyor.
Bu yıl ekinler çok iyi gelişiyor.
Bu yıl hava elverişli gitti, yine bir bol hasat yılı oldu.
Annem her gün goji meyvesi demleyip suyunu içer.
Artık ekin makineyle biçiliyor, orak kullanılmıyor.
Yunnan’ın yabani mantarları çok lezzetlidir, ama her yıl zehirlenenler olur.
Pek çok genç köyden ayrılıp çalışmak için şehre gidiyor.
Ejderha Teknesi Festivali’nde kapılara yavşan otu asılır.
Bu bitkiler kullanılmadan önce güneşte kurutulmalıdır.
Dağdaki teras tarlalar merdiven basamaklarına benzer.
Babam küçükken her gün okuldan sonra tarlaya çalışmaya gitmek zorundaydı.
Bu ilaç çok acı, ama iyi ilaç acı olur: sen yine de iç.
Yuan Longping’e “hibrit çeltiğin babası” denir.
Li Shizhen, Materia Medica Özeti’ni yirmi yedi yılda yazdı.
İlkbaharda bir darı tanesi ekilir, sonbaharda on bin tane biçilir.
Kim bilir, tabağındaki her tane ne zahmetle gelmiştir?
Güney Dağı’nın eteğine fasulye ekiyorum: ot gür, filizler seyrek.
Shennong yüz otu tattı ve bir günde yetmiş zehre rastladı.
Fan Chi, Konfüçyüs’ten kendisine tarımı öğretmesini rica etti. Üstat şöyle yanıt verdi: Yaşlı bir köylü bunu size benden iyi öğretir.


